logo

Zorlu bir başarı öyküsü


Hero
heropower@yandex.com

Denizli’nin el dokumalarıyla ünlü Babadağ ilçesinde 1944 yılında dünyaya geldi Ahmet Nazif Zorlu. 1953 yılında küçük bir atölye açan babası ve kardeşiyle bu atölyede çalışmaya başladı. İlkokuldan sonra okulu bırakarak bir yandan evdeki dokuma tezgahında, diğer yandan da babasının atölyesinde çalışmayı sürdürdü. 1950’lerde içine düşen başarı tutkusu ona, daha 14 yaşındayken tek başına ticaret yapabileceği inancını ve cesaretini verdi. 15 yaşında Trabzon’a yerleşerek ticarete başladı.

1960’ta amcası ile birlikte Trabzon’da bir dükkan açtı. Yaşıtları sokakta oynarken, o dükkanın başına geçip çarşaf ve havlu satmaya başladı. Henüz çok genç olduğu için Bilanço / Bütçe / Hesap işlerinde zorlandı ve bir ara bilançoda 10 bin lira zarar ortaya çıktı. Bir yandan babasına nasıl hesap vereceğini düşünüyor, bir yandan da bu açığı nasıl telafi edeceğine dair bir karar almaya çalışıyordu. Sonunda çözümü buldu ve dükkanda satamadığı malları Pazar günleri de çalışarak kent pazarında sattı.

İşe semt pazarında satıcılıkla başlamanın gücünü, yıllar sonra sık sık Çıraklığını yapmadığın işin, patronluğunu da yapma, deyişiyle vurgulayacaktı.

Denizli’de ailesinin ürettiği çarşafları satarak başladığı ticareti, Bursa’da kurduğu dokuma fabrikası izledi. Fabrikayı kurdu ama yeteri kadar iplik bulamıyordu. Önünde 2 seçeneği vardı. Fabrikayı kapatmak ya da iplik fabrikası kurmak. O zorlu yolu seçerek, aldığı hızlı bir kararla 6 ay içinde bir iplik fabrikası kurup üretim yapmaya başladı. Zorluklara yenilip küçülmek yerine, zorlukları yenerek büyümeyi, hayat prensibi haline getirmişti.

Zamanla mevcut kapasite talebi karşılamaya yetmeyince, 1975’te Bursa’da Korteks’i kurdu. Yine çok stresliydi çünkü fabrikanın işleyeceği ve başarılı olacağı konusunda tereddütler vardı. Bu tereddüdün en büyük sebebi, o dönemde bu çapta fabrikaların olmaması ve giriştiği işi o ölçekte daha önce kimsenin denememesiydi. Ancak korkmak yerine 2 katı düşündü ve 2 katı çalıştı. Sonraki yıllarda Korteks, dünyanın en büyük iplik ve dokuma fabrikalarından biri olmayı başardı. Bu sayede nevresim pazarının %60’ına sahip oldu. %50 kar marjıyla çalıştı. Bununla ilgili olarak Zorlu, Ne demişler, ilk vuran okçudur! Der.
1980’lerde pazardaki tül perde eksikliğini fark etti. Bunun üzerine, Almanya’ya 12 adet tül makinesi siparişi verdi.

Bu sürecin sonunda Bursa Korteks tesislerinde yıllık tül perde üretimi 150 milyon metrekareye ulaştı ve bu üretimin %40’ı Almanya ve Amerika başta olmak üzere Güney Afrika, Japonya ve Singapur’a ihraç edilmeye başlandı. Zorlu, Türk malının kalitesiz olduğu önyargısını silmek için çok çaba harcadı. 2004’te Fransa’da perde üreten Concord fabrikasını da bünyesine kattı.

1990’dan sonra sıkıntıya giren Vestel’i alarak elektronik alanına girdi. Bu şirket, zamanla Avrupa’nın ilk 3, dünyanın sayılı TV üreticilerinden biri oldu.

Başarı mottosu: Gezen tavşan, yatan aslandan kıymetlidir. Zorlu’nun kurumlarında bu ataösözü ezbere bilinir çünkü Zorlu bu sözü defalarca tekrarlayarak tüm çalışanlarının beynine kazır.

Ahmet Nazif Zorlu’dan başarıya götüren sözler…
. Başarınızda belirleyici olan risk alma stratejinizdir. Risk almadan bir şey yapamazsınız.
. Başarıda teori %20, pratik %80 rol oynar.
. Teori, deneyimle birleştiğinde ancak kullanılabilir bilgiye dönüşür ve size fayda sağlar.
. Başarı, yarınları planlayanları, olayları değil hedefleri konuşanların olacaktır.
. Yapayım mı, yapmayayım mı, ben bir düşüneyim dersen geç kalırsın, hiçbir şey yapamazsın. Hızlı davranacaksın ama kamikaze gibi de girmeyeceksin. Araştırmacı olacaksın. Hayal kurarken bile geleceğe bakacaksın. Trendleri izleyip, fizibilite çalışmanı yapacaksın. Yoksa hiçbir ön çalışma yapmadan, ben girdim, diye bir işe girmek yanlış.

AHMET NAZİF ZORLU’NUN DİĞER KONULARDAKİ GÖRÜŞLERİ:

ZAMANLAMA: “Zamanında karar vermek ve işi zamanında bitirmek çok önemli. Zaman satın alınamıyor. Alabilir misiniz? Mümkün mü? Dünyada öyle insanlar var ki, 100 milyar dolarları var. zamanı satın alabilecek olsalar, servetinin hepsini de verir. O halde işin zamanında ve zemininde kararını vereceksin, zamanında ve zemininde işi bitireceksin.”

ATASÖZLERİNİN GÜCÜ: “Bizim atasözlerimiz var. ben arkadaşlarıma diyorum ki ata sözlerimizi okuyun onlarda çok büyük manalar var. bugünün işini yarına bırakma. Niye söylemiş bunu atalarımız?”

HAYAL GÜCÜ: “Şimdi hayal denilen bir şey var. Hayalleri gerçekleştirmek. Bakın hayal gücü çok önemli bir olaydır. Her düşündüğünü yapamayabilirsin ama yaptıktan sonra o hayal o kadar güzeldir ki. Bunun için zamanında uygulayacaksın. Tabi buna imkanlar da elverecek.”

İLERİYİ DÜŞÜNME: “Her şeyi yaparken bir de ileriyi düşüneceksin. Bir de ben bunu yapamazsam ne olur. Bakın gene güzel atasözlerimizden bir tanesi ne oldum değil ne olacağım de. Ben bir iş yaparken bir allahtan bir de işimi kaybetmekten korkarım.

Biraz önce buraya bir zat geldi. Bir zamanların popüler insanıydı. Ama şimdi adam her şeyini kaybetti. Çok zor durumda. Bunları hesap edeceksin. İleriye dönük hesaplı yaşayacaksın. Hesapsız kasap elinde kalırmış masat. Hesabı kitabı yaparken, çok iyi düşüneceksin.”

ÇOK ÇALIŞMAK: “Sen şimdi bir okulda okurken, dersine çalışmadan, hesap kitap okumadan sınıfı geçebiliyor musun? Mümkün değil! İşinde de aynı şeyi yapacaksın. Şimdi insanlarda görüyorum ki, okulu bitirince her şey bitti. Dünya güllük gülistanlık. Her şey tamam, artık rahat etmem gerekiyor.”

HAYATIN AMACI: “Asıl hayat okuldan sonra başlıyor farkında değiller. Arkadaşlara ve çocuklarıma aynı şeyi söylüyorum. dünyaya insan niçin gelmiştir? Zannetmeyin ki gezmek yemek zevk sefa için gelmiştir. Çalışmak için gelmiştir. Çünkü çalışmadan üretmenden bir şeyler almanız mümkün değil.”

TAKİPÇİLİK: “Bize diyorlar ki nasıl yapıyorsunuz bu işi. Bir inşaatta gecikme varsa bunu on kez elli kez söylüyorum. Hayır diyorlarsa, çıkarın hesabı kitabı göreceksiniz diyorum. Çıkarttırıyorum. İşime takip ediyorum. Biri inşaatın geç bitmesi. Üretime bir ay sonra başlaması çok önemli.”

DETAYLARA DİKKAT: “Gözlemci olmak çok iyi. Detayları incelemen lazım. Her şey detaydadır. Bir misal anlatayım. Boru tesisatı döşüyoruz. 20 metreye on metreli bir alana boru döşenecek. Bir hafta sonra gittim, geldim adamlar yine orada çalışıyor. Dedim niye burası bitmedi. Daha önce geldim yine çalışıyor. Ben buradaki işin nasıl yapıldığından anlamam ama iş yaptırmaktan anlarım. Bir haftada bitmesi lazımdı. “Niye bu bitmedi kardeşim? Niye bunun üzerinde durmadınız?” diye sorarım. Olay bu. Anlamadın mı, orada gezip dolaşacaksın. Benim bir sözüm var ‘Gezen kurt aç kalmazmış.’ Arkadaşlar bunu slogan yaptılar.”

EKİBİNE GÜVENMEK: “Risk almadan bir şey yapamazsınız. Asansörden çıkarken bile risk aldınız. Risk hep vardır. Çay içerken dahi risk var. İyi insanı doğru seçmek lazım. Ona da güveneceksin. Güven çok önemli. Bugün Zorlu Holding varsa, güven sayesinde bir yere gelmiştir. Kendine ve ekibine güvenmek sayesinde.”

İNSANLARIN ÖNÜNÜ AÇMAK: “İnsanı da seçeceksin. Güveneceksin ama. Güveneceksin ve önünü açacaksın. Ben arkadaşlarıma hep şunu söylerim, ben hiçbir zaman önünüze geçmem. Sağınızda, solunuzda arkanızdayım. Desteğim budur. Yol sana verilmiş. Sen başarılı işler yapmazsan, sen de orada fazla kalamazsın. Sistem seni ekarte eder.”

KENDİ KENDİNE YETEBİLMEK: “Şimdi bakın. Millet geliyor bize Ahmet bey bize bilgisayar lazım, Ahmet bey bize TV lazım. Ya kardeşim, bir tane kişi değil benden isteyen. Eğer ben gece ürettiğimi gündüz dağıtsam akşama mal yetişmez. Vakıf kuran geliyor. Vakıf olmuş dilenci. Ben hiçkimseden hayatta bir şey istemedim. Herkes bedava bir şeyler istiyor. Üretmeden almak istiyor.”

ADİL OLMAK: “Bu kadar fabrika kurmuşumdur, hiçbir zaman bir bankaya gidip ödemenin ertelenmesini istememişimdir. Bu bizim aile terbiyemizdir. Çünkü ben bir şey yaparken seni yıkamam. Bunlar çok önemli. Ben ev yapacağım senin evini yıkacağım. Bu adalet mi? O zaman yukarıdaki de seni engeller kardeşim.”

Share
346 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

6+10 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Partilerin cazibe merkezi İLKADIM

    11 Kasım 2018 Koşe yazarları, Manşetler, Tolga ARDIÇ

    Herkese merhabalar.. Geçtiğimiz hafta ki yazımda; Atakum için adı geçen Belediye Başkan aday adayları için görüşlerimi dile getirmiştim. Bu hafta da, nüfus yoğunluğu bakımından birçok ilden daha büyük olan, İlkadım ilçemiz hakkında bazı değerlendirmelerde bulunmak istiyorum. Evet, demiş olduğum gibi, İlkadım ilçemiz (nüfus açısından bakıldığı zaman), Türkiye genelindeki birçok ilden daha büyük bir ilçe konumundadır. Durum böyle olunca da, tüm partiler tarafından oldukça cazibeli bir hal almaktadır. Daha önce üç ayrı belde halinde ...
  • Bu şehir için, ” Neler yapabiliriz?”

    10 Kasım 2018 Gündem, Koşe yazarları, Manşetler, Tolga ARDIÇ

    Yine, yeniden merhaba.. Samsun'unumuzun sorunları hakkında söz etmeyeli, uzun bir süre olmuştu. Şimdi tekrar başlıyorum. Allah nasip ederse; dilim döndüğünce ve kalemim yazdığınca kendi doğrularımı dile getirmeye devam edeceğim. Evet; Yazılarıma ara vermiş olduğum süreçte, sıkı bir takipçisi oldum Samsun'un ve Samsun'lunun.. Bu şehir için, " Neler yapabiliriz?" diye uzun uzun düşündüm.. Bu düşüncelerimi, sizlerle de paylaşacağım için, gerçekten çok heyecanlıyım.. Neyse şimdi gelelim asıl meselemize; Önümüzde, yakla...
  • Susar kalem bazen… Susmasada yazdığını beğenmez..

    09 Kasım 2018 Hilal GÖK, Koşe yazarları, Manşetler

    CÂN Susar kalem bazen...Susmasada yazdiğini begenmez..Çizer çizer üstünü durur yazılanların..Anlatamaz kelamini hicbir söz..Bu hasrete çare olmaz,nice ağitlar,türküler...Hiç görmediğini delice sevmeyi Mecnun'da bilmiyordur kesin,Leyla hic bu kadar sevilmemistir muhakkak... Tam 80 yıl önce toprağa koyulan bir bedene,hicbir millet bu kadar yanmamistir elbet.Kimse icin gözler bu kadar dolmamiş,boğazlar bu kadar düğümlenmemiştir. 10 Kasım'da saat 9'u 5 geçe emekci simitçiler,inşaat işçileri,çöpçüler başka hickimse icin hazirola geçmemiştir...
  • Televizyonlardaki suç dizilerine bakın şimdi her mahallede bunlara özenen çukurun çocukları türemeye devam ediyor.

    08 Kasım 2018 Koşe yazarları, Manşetler, Turhan Akşen

    Hayatını Topluma Vatanını milletini bayrağini seven eğitimli örnek insanlar yetiştirmek için adayan bir öğretmen geçtiğimiz perşembe günü oturduğu yerleşkede madde bağımlısı gençlerin veya kişinin saldırısına uğruyor. Nedeni yok bir hareketi yok onun suçu Eğitimci olması yok olan bu madde bağımlısı gençlere evlat sevgisi ve iletişimi ile davranmak. Peki bu madde bağımlısı olan ve bulunduğu yerleşkede yaşayan insanların aman aman deyip yaka silkeleyenler, can güvenliğimiz kalmadı diyenler o kadar çoğunlukta ki başımıza sıkıntı almayalım bize m...